Free Web Hosting by Netfirms
Web Hosting by Netfirms | Free Domain Names by Netfirms


Bulgaristan Türkleri asırlardan beri zengin bir edebiyata sahip olmuşlardır. Daha 15.ci Yüzyılda ölümsüz ustalarını yetiştiren ve bulan bu Edebiyat, genel Türk Edebiyatının bir kolu olarak gelişmiş, ve bu Edebiyatı aşk, savaş, intikam, millî bilinç, Osmanlı-İslâm geleneklerine sevgi ve sadakat, direniş gibi çesitli motiflerle zenginleştirmiştir.

19.cu Yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde esefle belirtilmesi gerekir ki, Bulgaristan'da neşredilmekte olan 40' tan fazla Türkçe gazete ve dergi sayfalarında unutulmaya terkedilen bu Edebiyat içte ve dışta ilgi ve inceleme konusu olmamıştır.

Bulgaristan Türkleri Edebiyatında hususen 20. ci yüzyılda büyük atılımlar yaparak büyük değerler ve eserler veren ustatlar çoğalmıştır. 20.ci Yüzyılda gelişen bu Edebiyatı şimdi genel olarak 3 döneme ayırarak incelemek ve bakmak gerekir:

1. Yüzyılın başlarından veya Balkan Savaşından 2.ci Dünya Harbinin sonlarına, 1944 yılına kadar,

2. 1944 yılından sonra sosyalit ve komunist dönemde gelişen Edebiyat,

3. Üçüncü ve son dönem de 1989 dan sonra Berlin Duvarının Yıkılması ve Bulgaristan'da Komunizmin devrilmesinden sonra tekrar serbestçe gelişmeye ve yeşermeye başlayan Yeni Edebiyat.

Zira geçen son on yıl içerisinde Bulgaristan'da kalan aydın ve yazarlar tekrar özgürce eserler vermeye başlayarak, gazeteler, dergiler, yayınlamaya baslamışlardır.

Bununla beraber diğer kültürel faaliyetlerle birlikte Türk okullarının eğitime açılması, Türk Halkına yönelik radyo programlarının yayına başlatılması da sevindirici haberlerdendir.

Birçok aydın ve yazar sosyalist rejimin sansürleri altında yıllardır yarattıkları eserlerini dosya aralarından çıkarıp artık kitaplarını bastırma imkâhlarına ve özgürüklerine kavuşarak kitaplarını bastırmaya başlamışlardır.

Bunların başında sosyalizm devrinde Bulgaristanda gençlere yönelik yayınlanan "Halk Gençliği" gazetesinin değerli yazarlarından Sabri İbrahim Alagöz birinci şiir kitabının (İki Mezar arasında - Şiirler) yayınlanmasının ardından az zaman sonra ikinci şiir kitabını da yayınlamıştır.

Bulgaristan Türklerinin "Sanat Güneşi" olarak bülbülleri bile kıskandıracak büyülü sesiyle dinleyicilerinin gönlünde taht kuran Sofya Türk Radyosu program sunucusu ve sanatçisi Osman AZİZ de bestelediği sanat eserleri yanında yazmış olduğu şiirlerini "Güllerin Korkusu" adı altında bir kitapta toplayarak bastırma fırsatına kavuşmuştur.

Osman Aziz'in yıllar önce yazdığı şiirleri de "Büyük Ateş" kitabında toplanarak basılmıştır.

Bulgaristanda tekrar Türk azınlıklara hizmet olarak yayınlanan bir kaç gazete ve derginin hizmete girmesi sevindirici bir olaydır.

Yeri geldikçe bunları sizlere tanıtmaya çalısacağız.

Simdi tekrar 1944 yılına kadar gelişen Edebiyat'a dönelim.

1944 yılına kadar gelişen Bulgaristan Türkleri Edebiyatı, gazete ve dergilerle beraber özel kitaplar halinde de okurlara sunulmuş, ve her şeye rağmen geniş kitlelere sesini duyuran bir Edebiyat olmuştur.

Bu dönem Edebiyatının önde gelen şairleri arasında Mehmet Behçet Perim, Mustafa Şerif Alyanak, Hasan Basri, Muharrem Yumuk, Aliosman Ayrantok, Mehmet Müzekkâ Con, Haydar Baba, Mehmet Fikri, Hüseyin Oğuz ve diğerleri eserleriyle gerçekten de değerli eserler bırakmışlardır.

Fakat zamanla Bulgaristan'da kalmanın çok müşkül olacağını anlayan, Bulgaristan'da tekrar tekrar tutukevlerine sürülenlerden birçoğu Türkiye'ye sığınmak zorunda kalmışlardır. Bunların başında ve arasında hürriyeti için kelleyi koltuğa koyarak ve ölümü de göze alarak Şumnulu Mehmet Bahar da 1965 yılında  iki arkadaşıyle birlikte bir gecede Türkiye'ye başarıyle iltica etmiştir. Türkiye'de, gittği Almanya'da ve daha sonraları Avustralya'da Türklük meşalesini elinden bırakmayarak  yakmaya devam etmiştir.

1985 - 1990 yılları arasında Bulgaristan'da Türk halkına karşı uygulanan soykırım yıllarında "Hür Dünya" gazetesini kurarak arkadaşlarıyle birlikte soykırımına karşı büyük bir Çin sed'di oluşturmuştur.

Bulgaristan'da kalanlardan Aliosman Ayrantok, Mehmet M. Con ve diğerlerinin öncülük ettiği akına yeni yeni istidatlar katılmış olmalarına rağmen ne yazık ki, tümü genellikle rejimin istekleri doğrultusunda angajeliğin bataklığına sürüklenerek "sosyalist mesajlar" veren eserlerle yetinmişlerdir.

Böyle olmasına karşın eserlerin Türkçe olması nedeniyle bu Edebiyat ta 1980 yıllarına kadar varlığını sürdürmüş, hortlayan Neo-faşist rejimin katı sansürleri ile ölüme terkedilmiştir.

Ne var ki, soykırımı amaçlayan bu katı rejim de ancak beş-on yıl dayanabilmiş, Türklerin çetin direnişleri sonunda 1989 yılı sonlarında bu rejimin mimarı Todor Jivkof ile birlikte devrilmiştir.

14.cü Yüzyildan Çağımızın başlarına kadar olgun ve ölumsüz eserler veren şairlerimizin sevilen şiirlerini Siz değerli okurlarımıza sunmaktan kıvanç duyacağız.

Eminiz ki, bu eserlerin birçoklarını ne duydunuz ve nede başka yerlerde okudunuz.

Üstadlarımızın eserleri içinde birçoklarının en az Türk şiiri ustadlarının eserleri kadar değerli eserlerini okudukça gurur duyacak, hayretler içinde kalacaksınız.

Sonunda dergimizdeki yayınlanan bu eserleri toplayarak değerli bir Edebiyat'a sahip olacaksınız.

Şimdi sizleri derginizle baş başa bırakırken hepinize sevgi ve saygılarımızı sunarız.

Türkiyat
Asağıda sizlere bazı çağdaş şairlerin eserlerinden örnekler sunuyoruz:

DOST DEDİĞİN

Dost adına su akıttım geri döndü
Dostlar için ateş yaktım birden söndü
Be Osman sana herkes dost mu göründü ?
Dost sözünü sil gayrı kafandan!

Eski dosttan düşman olmaz derdi, Muti
Bilirdi ki eski dostum Enverdi.
Enver bana yepyeni bir dünya verdi
Bilsin ki, silemem onu kafamdan!

Bana "sen sus orda" diyen dost Naci
Çoktandır bilmiyorum acep neci.
Dediler ki aynı yerde gazeteci
Ne yapayım, sil diyorsa kafandan!

Hele bir Muti vardı büyük dostumdu
Yorganımdı, döşeğimdi, postumdu.
Hem arkamdı, hem sağım ve solumdu
Böylesini sil göreyim kafandan!

Sabahattin kafiyeye gelmiyor
Bulgarya'dan başka bir yer bilmiyor
Veneta'yı görmedikçe gülmüyor
Söyle Muti, sileyim mi kafamdan?

Dost vardır giderse dostu aratır
Gidince de bir gün seni yaratır.
Dost dediğin değildir gönül hatır
Dostu silmek seni silmek kafandan!

Seni dost bilenler dost değil Osman
Dalda meyve varsa sen eğil Osman
Bunca yil sonra en son bil Osman
Dostu silmek seni silmek kafandan!

PAPAĞANLA SÖYLEŞİ

Ne istersin, papağanım?
Canın ne isterse hemen veririm.
İşte darı...
Konuşmak mi istiyorsun?
Konuş konuşabildiğin kadar.
Ben konuşuyorum da ne oluyor sanki,
Sesim yalnız dağı taşı inletmekte.
Mesele konuşmakta değil, papağanım,
Mesele konuştuklarını dinletmekte.

Ne dedim?
Dostuna mı gideceksin?
Dostuna söz verdin, öyle mi?
Mesele söz vermekte değil papağanım,
Mesele oy vermekte!
Biz oy verdik de ne cıktı sanki?!.
Ne dedin?
Söylenecek türkün mü var?
Benim de var ama, yağma yok
Önce politikacı söyleyecek 'türküsünü'
Yeter onu dinlediğim, dersen, söylersin.
Ben söylüyorum da ne oluyor?
Bir dinleyen mi var sanki?
Ne?
Kafesten mi çıkmak istiyorsun?
Özgürlük yani?
İşte sana yalnız bunu veremem, papağanım
Yoktan var edebilseydim hani!...

GECE ŞİİRLERİ

1.
Bu gece öyle bir akık ki içimde
Ölüm bile alamaz!...
Bir inanç ki gözümde
Karanlıkta kalamaz!

2.
Anam hep sabaha karşı mayalardı ekmeği
Erken erken pişirirdi bildiğince.
Oysa benim bu gecem de boşa geçti
Bir şiir yazamadan annemin dilince!

3.
Kalbime bakıyorum gece yarısı
Ne bir yılgınlık,
Ne bir ürperti
Ne bir yara!
Beni gayrı geceleri de
İnsanlar arasında ara!

İKİ SANCI

İnsan ölür
Kırk acı bırakırmış yakınlarına
Ve kırk günde çıkarmış acılar
Yani her gün birer acı!
Tek bir acı kalırmış, bacı, sonrasız
Geri dönmemenin acısı!...
İşte yalnız
Bu acının yokmuş ilacı!

Bendekiler acı değil, bacı,
Bendekiler
İki onmaz sancı!
Ama ne ana baba
Ne evlat acısı!
Bendekilerin, bacım, bendekilerin
Biri yarım kalan şiirlerimin
Biri de halâ yasak duran
Şarkılarımın sancısı!
1988

YASAK

Şarkılarımı içimden söylerim yıllar yılı...
Dudaklarıma bakanlar
Hep acıdılar bana
Zavallı delirmiş diye...

İşte tramvayda yine
Yüzüme yine bir başka bakıyor bir hanım efendi
Yıllar yılı dudaklarım
Hep böyle kımıldar!

Ne var sanki burası tramvaymış, burası sokak...
Bilmez misin, yıllar oldu
Ben hep gizli söylerim, şarkılarımı ?
Baska türlüsü yasak, hanım efendi, yasak!

ÖĞÜT YERİNE

Her gün usul usul biraz daha neşeli
Mutlu bir yaşantı seziliyor gözünde
Bu yaşantı biter değil, oğlum
Sürer inşallah
Gerçek sevgi yaşıyorsa özünde.

Ağlamışlığın olacak belki zaman içinde
Geçmiş günlerin aynasıdır, aldırma, unut!
Günlerce yürümen olacak,
Gecelerce uyu yaman. Aldırma!
Yaşanası günlerin doğumuna tut!

Osman AZİZ
Sofya - Bulgaristan
 
 

İKİ MEZAR ARASINDA

              Yüce Tanrı'nin rahmetine kavuşan
              Anne ve Babama...

Güneş üç boy üzerime inmiş
Cayır cayır yakıyor beni.
Aınyazım alnımdan silinmiş,
Ölümün zehirli oku vuruyor
'Milletim', 'Dinim', 'Dilim' diyeni.

Gariplik dünyasında
Ne garip bir insanım.
İmansız deseler, imansız değilim
Allahıma, Peygamberime hamdolsun!
İmanım, itikadım yerinde.
Ama nedense
Arş-Alâya ateş püskürüyor insanım!
Ben insansız yaşamak
İstemeyen bir insanım!
Tüm karanlıkları bastım bağrıma
Ne önümü, ne ardımı göremiyorum.
İndim yerin derinliklerine
Cehennem kuyusu bir mağradayım.
Doğduğum köyde babamın mezarı,
Yeşil Bursa'da, Uludağ eteklerinde
'Gel biraz da burada kal!' diyen anamın.
Ben garibin oğlu garip
İki aradayım!
Zaman benim onmaz yaram.
Kimileri raksetsin,
Kimleri gülüp oynasın.
Bense S.O.S. diye
Avaz avaz bağıram.
İki mezar...
Babam: 'Kal' diyor,
Anam: 'Gel'diyor.

Sabri İbrahim Alagöz
Sofya - Bulgaristan
 

               YETER ARTIK

Görünce ben seni, bilmem ki neden,
Coşan hislerimi susturamıyorum,
Samimi dostluğu aşka çeviren
aşkın şiirini tutamıyorum !

Yeter!  Bakma artık yakarcasına
Gönlümün sesine gel dikkat çevir !
Sevdim seni cidden taparcasına.
Kanaryam gönlümün kafesine gir !

Gözlerin kâlbinin sırrını verdi,
tamamla sözünü sonunu kadar.
Çoktandır beklerim sabrım tükendi,
Yoksa bu sırrın daha vakti mi var ?

                   Ahmet Şerefli

  SEN BENİM OLDUĞUN ZAMAN

Çiçekler, ağaçlar, kuşlar
Güneşi gördükleri vakit bahtiyar.
Öpücük aldıkları vakit sevinçli.
Benim güneşimsin sen de
Benim olduğun vakit değilim kederli
Yüreğim o zaman taşkın, içli
Bende olmıyanı
O zaman unutuyorum,
O zaman ben en kuvvetli
En bahtiyâr,
En zengin oluyorum.

          Ahmet ŞEREFLİ

UZUN ÖZLEMEDEN SONRA
                         (S.B.-ya)

Yanımda kızlar var,
şiiri seven kızlar...
En taze şiirler paylaşılıyor şimdi,
paylaşılıyor dostluk ve sevda.
Bir başka anlam taşıyor konuşmalar
bir başka eda...

Kızlardan biri
gözlerimde arıyor kendini.
Böyle kıza can feda !

          Recep KÜPÇÜ

      GARİP HAL

Geçici değil mi dostum,
şu gördüğün bütün güzellikler ?
Bütün güzellikler gibi
güzel günler de çabuk geçer.
Çabuk geçer yaz günleri,
bayram günleri,
düğün günleri...

Zamanla bu güzel günler,
birer anı olur.
Ve onları hatırladıkça,
yürekler burkulur...

            Recep KÜPÇÜ
Burgaz - Bulgaristan