|
|
|


Şiirler
İKİ MEZAR ARASINDA
Yüce Tanrının rahmetine kavuşan
Anne ve Babama
Güneş üç boy üzerime inmiş
Cayır cayır yakıyor beni.
Aınyazım alnımdan silinmiş,
Ölümün zehirli oku vuruyor
"Milletim, Dinim, Dilim" diyeni.
Gariplik dünyasında
Ne garip bir insanım.
İmansız deseler, imansız değilim
Allahıma, Peygamberime hamdolsun!
İmanım, itikadım yerinde.
Ama nedense
Arş-AlâÕya ateş püskürüyor insanım!
Ben insansız yaşamak
İstemeyen bir insanım!
Tüm karanlıkları bastım bağrıma
Ne önümü, ne ardımı göremiyorum.
İndim yerin derinliklerine
Cehennem kuyusu bir mağradayım.
Dogduıum köyde babamın mezarı,
Yeşil BursaÕda, Uludağ eteklerinde
"Gel biraz da burada kal!" diyen anamın.
Ben garibin oğlu garip
İki aradayım!
Zaman benim onmaz yaram.
Kimileri raksetsin,
Kimleri gülüp oynasın.
Bense S.O.S. diye
Avaz avaz bağıram.
İki mezar...
Babam: Kal, diyor,
Anam: Gel, diyor.
Sabri İbrahim Alagöz
Sofya Bulgaristan
SÖYLEME BU KADAR
Bu senin en büyük zenginliğin
Kaybedeceksin sesini dediler
Türkü söyleme dediler
Sabahtan akşama kadar.
Nasıl sabredilir karşınızda
Deliorman'da nasıl susulur?
Nasıl durulur çıldırmadan?
Öpülmedik yanak önünde inat kırmızı?
Dayan dayanabilirsen
Yarasız gözler yaralarken insanı
İnat yeşil...
Sus göreyim karşısında
Yolumu kesen Fikriye kızın
Söyleme bu kadar dediler
Kaybedeceksin sesini...
Sessiz kalmak zor, zor olmasına
Ama, kızların ses istedi benden
Deliorman. . .
Saçlarlı gibi dalgalı, dişleri gibi beyaz.
Onları sevdim de söyledim bunca,
Ne yapayım?...
Bunun için korkmuyorum bu gün
Sesim kalmadı diye.
Sevgiden mi korkayım?
sss
Dün Rodoplar'da buldum bu sesi
Bugün kaybettim Deliorman'da
Yarın yine burada bulursun, dediler
Cömerttir benim toprağım, bulurum...
Deliorman esirgemez bunu benden
Nasıl yapsak da beraber olsak seninle
Hem de ömrün sonuna kadar beraber?
Ama bu defa sesim olmayacak
Sessiz çıkacağım kırlarına
Sessiz döneceğim...
Yoluma yine çlkarsa
Sessiz seveceğim Fikriye kızı...
Ama, sen beni sessiz de seversin, bilirim.
Bir ananın dilsiz evladını sevdiği gibi.
Aldın sesimi Deliorman...
Al, helâlim olsun...
Ne kıskanılır zaten senden?
Ecdatlar can kıskanmamış
Ben bir parça mı kıskanayım bu candan?
Aç kollarını Deliorman, geliyorum...
İster düzün olsun, yokuşun olsun...
Bunca öter kuşunla birlikte
Bir de ötmez kuşun olsun...
KIRIR PLAK
Sende plâk kaldı. Hani kırık vermeliydim
Gayrı kıramam... O senin...
Bende durak kaldı. Hani ayrıldık...
Ve hatırası o tek busenin...
Sana yaramaz o hatıra
Verdiğim plâğı kır...
Dinleme o şarkıları
Tümü beni hatırlatır...
Dinleme Anna, kır o plağı
Ben ağlıyorum plâkta, bilir misin?
Gel diyorum sana, seni çağırıyorum
Gelir misin?
Gördüm işte, gördüm seni, n'ideyim?..
Bir görmek mi aşıkların ülküsü?
N'olur, kır da kırık dinle plâğı
Kırık olsun, kırık aşkın türküsü...
X X X
Hazer sesine dalga atmış
Uzamvermiş Kür nehri...
Endamında Şah dağı yükselmiş
Yanağına güller takmış Bakü şehri.
Senin sesinde Araz, benimkinde Tuna
Yanyana akalım denizlere n'olur?
Seninkinde Şah dağı, benimkinde Rodoplar
Yanyana bakalım yıldızlara n'olur?
Nerde hani, nerde şimdi Nizamî?
"Yedi güzel"i sekizde gayrı bir görsün.
Leylâ'sını görsün Fuzulî Bakü'de
Mecnun'un yurdu bizde gayrı, bir görsün.
XXX
Osman Aziz
Sofya - Bulgaristan
YETER ARTIK
Görünce ben seni, bilmem ki neden,
Coşan hislerimi susturamıyorum,
Samimi dostluğu aşka çeviren
aşkın şiirini tutamıyorum !
Yeter! Bakma artık yakarcasına
Gönlümün sesine gel dikkat çevir !
Sevdim seni cidden taparcasına.
Kanaryam gönlümün kafesine gir !
Gözlerin kâlbinin sırrını verdi,
tamamla sözünü sonunu kadar.
Çoktandır beklerim sabrım tükendi,
Yoksa bu sırrın daha vakti mi var ?
Ahmet Şerefli
SEN BENİM OLDUĞUN ZAMAN
Çiçekler, ağaçlar, kuşlar
Güneşi gördükleri vakit bahtiyar.
Öpücük aldıkları vakit sevinçli.
Benim güneşimsin sen de
Benim olduğun vakit değilim kederli
Yüreğim o zaman taşkın, içli
Bende olmıyanı
O zaman unutuyorum,
O zaman ben en kuvvetli
En bahtiyâr,
En zengin oluyorum.
Ahmet ŞEREFLİ
UZUN ÖZLEMEDEN SONRA
(S.B.-ya)
Yanımda kızlar var,
şiiri seven kızlar...
En taze şiirler paylaşılıyor şimdi,
paylaşılıyor dostluk ve sevda.
Bir başka anlam taşıyor konuşmalar
bir başka eda...
Kızlardan biri
gözlerimde arıyor kendini.
Böyle kıza can feda !
Recep KÜPÇÜ
GARİP HAL
Geçici değil mi dostum,
şu gördüğün bütün güzellikler ?
Bütün güzellikler gibi
güzel günler de çabuk geçer.
Çabuk geçer yaz günleri,
bayram günleri,
düğün günleri...
Zamanla bu güzel günler,
birer anı olur.
Ve onları hatırladıkça,
yürekler burkulur...
Recep KÜPÇÜ
Yetiş ey İlkbahar Yine kır çiçekleri Hayallerimde mi kalacak? Bu aşk? Aaah bu aşk? Sonbaharın yaprakları gibi mi Solacak, Dalından düşecek? Kurumuş yaprak misali, Solmuş bir sarı gül gibi mi olacak aşkım? Acı dolu düşmeden Daha da yıpranmadan Yetiş ey ilkbahar! Ayların arkasında saklanan o ilkbahar Geleceğini bekler, Bu eller ile gözler. Bu yaprak düşmeden Yetiş ey ilkbahar Aylarn arkasında gizlenen o ilkbahar Gel, Gel de düşecek yerim ol! Okan Gezer Gurbet Dağ, taş yabancı bana Kurt kuş yabancı Duyanın olmaz ağlasan Düşmana bile çok acı. Dalar gidersin gün olur Ulaşılmaz uzaklara, Görmek için çırpınır gözlerin Beraber yeşerdiğin tomurcuğu Bir dost, tanıdık bir ten için Uzanır gider ellerin. Neden sonra gelirsin de kendine Bakarsın etrafına Yok olur gider hülyaların Bir kuşun sihirli kanadında. Yine bir boşluk, yine karanlık Bilemezsin neden, neden sen? Ağlarsın için için; Bu soruyu sorarken: "Bitecek mi Allah'im bu sonsuz gurbet, bu çekilmez hasret ben ölmeden?...." Meti Inal