Free Web Hosting by Netfirms
Web Hosting by Netfirms | Free Domain Names by Netfirms

AVUSTRALYA'DAKİ GAZETECİLİK ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

Bu yazı 10 yıl kadar önce "Hür Dünya" gazetesinde yazılmış olmasına rağmen hala güncelliğini koruduğundan ufak değişiklikler yaparak bu yazıya tekrar yer verilmesini uygun gördük.

Avustralya'da Etnik toplumlar arasında önemli sıralarda yer almamız gurur
ve iftihar vericidir. Sydney ve Melbourne gibi büyük sehirlerde Perth, Adelaide, Brisbane, Sheparton, Mildura ve Geelong gibi sehirleri de dahil edersek Türk toplumunun varlığı yüzbinleri geçiyor.

Son yıllarda Avustlalya'daki nüfus artışımızla birlikte toplumumuza hizmet amacıyle yayınlanan gazetelerin sayısı bir düzineyi çoktan geçti. Sydney ve Melbourn'de sadece bu yil bir sürü gazete piyasaya çıktı.

Sydney'de çıkan gazeteler arasında "Yeni Vatan" "Yeni Dünya" "Tele Haber" "Memleket", "Yorum" v.s. bir sürü gazetelerin yanında Melbourne'da da "Güneş", "Türk Sesi" 'Kaynak", "Emek", "Göçmen Toplum", "Hür Dünya", "Toplumun Sesi", "Merhaba", "Çağrı", "Türkçe Gazete" "Lider" v.s. gibi gazeteler faaliyet göstermektedir.

Her geçen gün de bunlar arasına bir yenisi katılmaktadır. Ilk evvela bunları candan tebrik etmek, başarılar dilemek geliyor içimizden. Bravo vallahi.... Oturup saysak bu kadar kısa zamanda 65 milyonuk Türkiye'de bile bu kadar gazete çıkmadığını görürüz.

Avustralya'da Yunan, İtalyan, Islav toplumları sayıca bizden yüzbinlerce kalabalık olmalarına rağmen bu toplumların faaliyet gösteren sadece
iki veya üç gazeteleri vardır. Ama devamlıdırlar, saygındırlar, güçlüdürler.. Bizler ise gazetelerimizde yazdığımız yazılarla daima birlik ve beraberlikten yana söz ederken galiba en büyük bölücülüğü yine bizlerin yapmakta olduğu ortaya çıkmaktadır.

Derneklere gelince ha keza. Bir şehirde yüzden fazla dernek, federasyon, konsey, v.s. kuruluş var.

Türk toplumuna maşallah dogrusu. Birkac düzine, dernek ve gazete kuracağımız yerde, birkaç tane kursak, sağlam ve güclü kursak daha iyi olmaz mı ?

Avustralya Türk toplumu arasında bu gibi dernekler ve hareketler, bütünleyici, birleştirici rol oynaması gerekirken, bölücülük, ayrımcılık yaratmaktadırlar.

Eline bir kırık kalem veya yazı makinesi geçiren birçok kişiler kendini gazeteci, ya da yazar ilân etmektedir. Bunların birçoklarının gazetecilik ve basın yayın kuralları üzerine hiçbir bilgi ve tecrübeleri olmadiği gibi, insan hayatindaki gerekli olan umumi ahlâk ve kültürden de yoksun oldukları her gün görülmektedir.

Oysa basın herşeyden önce bir bilgi, ahlâk ve kültür işidir. Gazete çikaran kişi, keskin bir zekâya, saygın bir ahlâka ve geniş bir kültüre, herşeyden önce de Türkçe lisanina mükemmel vakif olması gerekir.

Gazete çikaran kişi sosyal bir vasıfa, güçlü bir kişiliğe ve de yazı yazma kabiliyetine malik olması gerekir. Gazete çıkaran kişinin geniş bir çevresi, her yerde gözü kulağı ve içinde mesleği, dili, milleti, vatanı için volkanlar gibi kükreyen ateş dolu bir yüreği olması gerekir.

Eline orta okuldan sonra okul kitapları dışında kitap almamış veya bir kac "Tommiks" kitabından başka kitap okumamış kişi gazeteci olamaz.

Gazeteci, sürekli okuyan, araştıran, kendi kendini devamli eğiten ve yetiştiren, tazeleyen, kafasını sürekli dolduran ve bunların en yararlı olanlarını yeri geldikçe süzgeçten geçirerek sonuçlar çıkaran adam demektir.

Gazeteci, daima yeni keşifler yapan, yenilikler yaratan, bir beyin sahibidir. Avustralya'da gazetecilik ve yazarlık daha da zordur. Kültürlü, bilgili olmak bile yetmez burada.

Çünkü burada gazeteci her kesimden değisik fikirde olan yediden yetmişe, yaşlı genç herkese hitap eder.

Bu nedenle iki değişik toplumun da tarihini , geleneklerini, dillerini , ve kültürlerini bilmek gerek. Yazdığınız yazılardan yalnız siz değil, okuyan da bir haz, bir zevk duymalıdır. Aksi halde yazdiığınız yazıları sizden başkaları okumaz.

Gerçek gazeteci, yazı yazarken asla adaletsizlik yapmaz, taraf tutmaz, şahıslara kir atmaz, toplumun huzuru ve saadeti için kendini adar, topluma karşi sevgisini asla eksiltmez. Hiç bir zaman okuyucusunun hizmetinde olduğunu unutmaz. Gazetecinin dili temiz, kolay anlaşılır olmalı, imlâ hatalarına ve bilhassa uyduruk ve yabancı kelimelere asla fırsat vermemelidir.

Gazeteci bahsettiıi olay ile okuyucuların arasına kendisini koymaz, yazılarında asla kendinden bahsetmez. Gazeteci nezaketli, olgun,büyüklerine saygılı olmalı , kendini okuyucusuna sevdirmesini bilmelidir. Gazeteler dünyanın ve olayların aynalarıdır. Gazetecilik en yüksek düzeyde bir edebi sanat biçimdir. En yüksek edebiyat nevileri ve eserleri gazetecilikte yapılır.

Gazeteciliğin en büyük ve önemli değerini yine büyük Atatürk şu sözlerlebelirtmiştir:
"Basın hiçbir sekilde baskı ve söz altında tutulamaz. Basın bir ulusun ortak
sesidir. Bir ulusu aydınlatmak ve ona yol göstermekte, basın başlı başına bir güç, bir okul, bir yol göstericisidir."

Atalarimiz ne de güzel söylemişler: "Her söz her kişinin işidir, güzel söz er kişinin işidir."

Yazı sözden de üstündür. Kültürün gerçek aynası ve okulu yazıdır. Yazı ve dil insan aklının en güzel, buluşudur. Büyük filozof Konfuçyüs'e şöyle bir soru sormuşlar:

- Bir memleketi yönetmek için vazife alsaydınız, ilk yapacağınız iş ne olurdu?

- Hiç, şüphesiz, o memleketin dilini gözden geçirmekle işe başlardım, demiş.

İşte bunun içindir ki Büyük Atatürk devrimlerinin başında Alfabeden ve Türk Dili'nden başlamıştır.

Çünkü dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz.

Düşünce iyi anlatilmazsa yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Vazife gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çikarsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.

Birçok yabancı alimler, Türkologlar da "Türk dili billûrdan yapılmış bir arı kovanındaki hücreciklerin sıralanmasına benziyor", derler. Atatürk'ün de dil hakkında şu sözleri unutulmamalıdır:

" Ulusal duygu ile dil arasindaki bağ çok kuvvetlidir. Türk dili dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil bilinçli, işlensin, kullanılsın."

İşte bu sebepten Türk aydınına, öğretmen ve eğitimcilere, gazetecilere düşen görev, Türk dilini, doğru, bilinçli bir şekilde uygulamak ve kullanmak olmalıdır.

Aksi halde gelecek nesil, dilini, kaybettiği gibi kültürünü, tarihini, törelerini de kaybedip gidecektir.

Bu açılardan baktığımızda Avustralya da ileri bir basın oluşturduğumuzu

söylemek adeta imkânsızdır. Gazeteci geçinen bazı kişilerin, bir gazetecideolması gereken en ilkel vasıflardan bile mahrum olduklari açıkça görülmektedir.

Avustralya'daki basın dünyamızın ciddi bir eğitime, kültüre, saygiya kısacası iyi bir ahlâka ihtiyacı var. Karşılıklıanlayış, saygi ve yardımlaşma imkanlarına ihtiyacı var. Bu gerçekler geçerlilik kazanmadıkça böyle bir basınla Türk toplumu olarak hiç bir yere varamayız. Ancak durduğumuz yerde kalırız. Kalmakta niye, eriyip gideriz.

Avustralya'daki basin mensuplari hep Konsolosluk ve Büyükelçilik temsilcilerini, politikacilarimizi ya da baskalarini elestirmektedirler. Biraz da kendi içine dönüp kendi içlerini özelestiri yapsalar hiç te fena olmayacaktir. Zira zararin neresinden dönülürse o kardır.

Gazeteci ve yazar, bir bütün olarak asgari bir kültür düzeyinde olur; sayet olmazsa, gazeteci , ya da yazar da olamaz.

Avustralya basınında en ilkel bilgi kırıntılarından bile yoksun sözde gazetecilerin Türk basınını düşürdüğü bu hazin manzaradan kurtarabilmek için gerçekten gerçek gazetecilerin ve eli kalem tutan değerli aydılarımızın ve öğretmenlerimizin çekimser kalmayıp, seslerini duyurmaları gerekmektedir.

Bu gibi değerli kalemlerin de aramızda mevcut olduğunu bilmekteyiz, tanımaktayız, duymaktayız.

Lokantacıların, fırıncıların, yastık yorgancıların, turizm ve emlâkçıların, gazete bürolarında süpürgecilik yapanların "Biz gazeteciliği biliyoruz" diyerek çıkardıkları paçavralarla toplumu parçalamalarına artık müsade edilmemeli ve bir son verdirilmelidir.

Tük toplumunun geleceği ve gerçek çıkarları için gerçek aydınları ve gazetecileri vazifeye davet etmek insanî borcumuzdur.

Saygılarımla,
 
 

Mehmet BAHAR