|
|
|
Fatma BAHAR
Bu köşe HÜRRİYET'te büyük ilgi ile izlenen "PÜF NOKTASI" Köşesinde yayınlanan yazılardan seçilerek sizler için hazırlandı. Günlük yaşantılarınızda sorunlara kısa kısa dokunan ve ışık tutan " PÜF NOKTASI" nı ilgi ile izliyeceğinizi umarız. Hiç olmazsa sizleri bir an bile olsa mutlu kılmak bizleri de mutlu edecektir.
Zengin Türkçemizde her deyimin olduğu gibi 'Püf noktası'nin da bir hikâyesi vardır:
Bir rivayete göre vaktiyle bir çırak ustasından ayrı bir dükkân açmak için izin istemiş ve her defasında ustasının; " Bu işin püf noktası var, acele etme bakalım" ikazı ile karşılaşır ve bu sözlerden hiç bir şey anlamaz. Fakat çırağının ısrarlarına dayanamayan usta sonunda istediği izni verir.
Hemen bir dükkân alıp çalışmaya
başlayan çırak fırınladığı çömleklerin hep çatladığını görünce ne yapacağını
şaşırır.
Kullandığı çamuru değiştirir, fakat
bir netice alamaz. Çaresiz kalıp, ustasına koşar, durumu anlatır.
Ustası:
" Senin gelmeni bekliyordum,
eğer ben çalışırken dikkat etseydin mesleğin püf noktasını öğrenirdin.
Ben çömleği fırına koymadan önce belli bir noktasından üfleyerek hava kabarcıklarını
yok ederim. Böylece fırına girince hava kabarcıklarının ısınıp genişlemesine
ve çömleğin çatlamasına engel olurum," diyerek her işin bir inceliği olduğunu
anlatır.
İşte 'Püf noktası' o zamandan günümüze ulaşan bir sihirli deyim olarak sık sık söylenir.
Bu zeki ustanin Ömer HAYYAM olduğunu
bilmeyiz ama, desti ve çömlekçilik ile ilgili onun bu gün bile ibret
alınacak nice dörtlükleri (rübaileri) vardır. Yeri geldikçe sizlere örnekler
sunacağız.
Türkiyat
GÖRGÜ KURALLARI
İş hayatında nasıl davranmalı ?
Çalışan bir insanın görevini her şeyden üstün görmesi doğal bir şeydir. Çalışırken dikkatini dagıtacak konulardan kaçınmalıdır. Çalışma sistemli olmalıdır. Bir amaç gütmelidir. Amaçsız, sistemsiz çalışma, iş başında dikkatini dağıtacak davranışlar, kötü bir sonuç verir. Ayrica işe engel olacak bir laubalilik havası yaratmamak da gerekir. Bu o kadar zor bir şey de değildir. İnsan istediği, yakınlığı gereksiz kişileri de uzak tutabilir. Bunun için en kestirme yol, bütün dikkati işi üzerinde toplamaktır. İş başında olan bir insanı, rahatsız ettiğini bile bile sohbete dalan bir kimse, er geç dinlenmediğini farkedecektir. Bunu bir hakaret anlamına da almamalıdır. Çünkü herkesin kendine göre bir çalışma şekli vardır. Herkes de iş hayatında aynı tutumda olmayabilir.
İnsan kuvvetiyle öğünür mü?
Hangi konuda olursa olsun öğünmek kötü bir huydur. Olgun
bir insan hiç bir üstünlüklerden öğünmez. Hatta o üstünlüklerden söz açmaz.
Adale gücüne gelince, kuvvetin önemli olduğu alanlar da vardır. Ama, çağımızda
her şey yalnız adale gücüyle çözümlenmiyor. Bu kuvvetin yanında zekâ, kolaylıkla
ve hemen tepkide bulunma yeteneği, seziş, mantık olmazsa sonuç alınamaz.
Bunu her zaman hatırda tutmak gerekir. İnsan adalelerini de geliştirmelidir.
Bir işi halletmek için kuvvete başvurmak, görgüsüzlük ve kabalık belirtisidir.
Üstelik hakkını adale gücüne dayanarak almayı yasalar da yasaklamış bulunmaktadır.
Düğün Hediyeleri
Düğün hediyeleri, çok defalar söz konusu olan bir sorundur.
Çok defa gelinle damat, gelen hediyelerin arasında şaşırır kalırlar. Çünkü
bu hediyelerin çoğu birbirinin benzeridir. Aynı zamanda da, çok defa hiçbir
ihtiyaci karşılamayan, evin diğer esyasına uymayan hediyelerdir. Avrupa
ve Amerika'da evlenecek olan çiftler, ihtiyaçları olan esyaları bir liste
halinde belirlerler. Arkadaşlarına verirler. Böylece arkadaşları, dostları
gereksiz, yararsız hediyeler yerine, ortaklaşa da olsa, işe yarayacak hediyeler
alma fırsatı bulurlar.
Arkadaşlarına aşırı ilgi gösterenler
Aşırı ilgi insanları bıktırır. Bazı kimseler arkadaşlarına
karşı böyle aşırı bir ilgi göstererek, onları kendilerinden soğuturlar.
Arkadaşlarının başkalarıyla içli-dişli olmasına katlanamayanlar, onların
en küçük bir ilgisizliğinden fena halde alınarak, gücenenler, arkadaşlarının
kendi ilgilerine aynı şekilde karşılık vermediklerinden yakınırlar. Böylece
de yavaş yavaş arkadaşlarını kaybederler. Arkadaşlık da ölçülü olmalıdır.
Yemek yerken konuşmak doğru mu?
Eskiden yemek yerken konuşmak pek terbiyelice bir hareket sayılmazdı. Fakat kurallar zamanla değişiyor. Bugün sofrada konuşmak doğal bir şey olarak kabul edilmektedir. Fakat ağızda yemek varken konuşmak çok çirkindir. Lokma yutulduktan sonra konuşulmalıdır. Sofrada bıçakla, kaşıkla, ya da çatalla işaretler yapılmamalıdır.
BİLGİ KÖSESİ
ŞİŞMANLIK SAĞLIK DEĞİLDİR
Birçok anne, baba, çocuklarının şişman olmasını isterler, her şişman çocuğun muhakkak sağlıklı olacağına inanırlar. Aslında bunun gerçekle hiç ilgisi yoktur. Şişmanlık aksine çocuklar için de zararlıdir. Bu nedenle çocuklarımıza şişmanlatıcı, kilo aldırıcı yiyecekler yerine, bol vitaminli, proteinli besin maddeleri vererek onları güçlendirmenin yoluna bakmalıyız. Küçük bebekler için ideal gıdanın anne sütü olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Ancak anne sütünün yetersiz kaldığı durumlarda mamaya başvurmalıyız. Daha iyisi, beslenme sorunu çıktığı zaman, bebeği bir hekime göstererek onun fikrini almak en iyisidir.
KAHVEYİ AZ IÇELİM
KAHVEYI AZ IÇELIM
Bazi kimseler kahveyi çok sevdikleri halde, zararları nedeniyle fazla
içmemekten şikayet ederler. Şunu unutmamak gerekir. Kahve ocakta fazla
kaynatılarak köpüğü kestirilirse, birtakım yan etkileri azaltılmış olur.
Kahve sinirleri uyartır, kalp atışlarını arttırarak vücudumuza bir zindelik,
zihnî çalışmamıza da kolaylık sağlar. Nefes alıp vermemizi artırır. Bazı
kimselerde sinir ağrılarını, bu arada migren agrılarını da geçirir. Sindirimi
kolaylaştırır. Yemek üzerine içilirse mideleri tembel olanlara fayda verir.
Kandaki akyuvarların sayısını artırır. Çok içen kimselerde alışkanlık yaratabilir.
ÇANAKKALE ADI NEREDEN GELİYOR ?
Osmanlı döneminde bugünkü Çanakkale?nin adı, ?Kal?a-i Sultaniye? idi. Bugünkü adının, çevrede çanak ve çömlekçiliğin çok ilerlemiş olmasına bağlayanlar olduğu gibi, kalesinin çanak biçiminde olmasından ötürü olduğunu da söyleyenler vardır. Boğazın tarihi adı ?Helle Geçidi? anlamına gelen ?Hellespont?tu. Yeni Avrupa dillerinde Çanakkale Bogazı?na Truva hükümdarlarından Dardanos?a izafetle ?Dardanel? denilmiştir.